baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2014 Cuma

ağlamak güzeldir...

bazen sadece sarılmak yeterli...
ağlamaya başladıysam ''ağlama'' demek yerine sadece sarıl olur mu ?
ağlarken ağlamam kaçmasın geriye.
içimde kalmasın ağlamak.
bazen insan ağlarken açılır...

biliyorum göz yaşlarım sana acı veriyor.
beni o  halde ağlarken görmek istemiyorsun.
ben böyleyim işte...
ağlak...
dizi bile izlerken tutamam kendimi.
hele birde konu 'baba' , 'aile', 'ölüm' ise...

alışacaksın bu ağlak hallerime...
sarılıp bana okşayacaksın başımı, sileceksin göz yaşlarımı
bir süre sonra düzelirim korkma sadece sen beni sarmala bırakma !...

3 Nisan 2014 Perşembe

kader...

sevgilim bana birgün bir anı anlattı.
kadınla adam birbirlerine aşık olurlar. adam ben hastayım 3-4 yıllık ömrüm kaldı demesine rağmen evlenirler. evliliğin meyvesi olan birde çocukları olur. bir kaç yıl sonra adam vefat eder. bir süre geçtikten sonra kadın başkasıyla evlenir ama evlendiği adam çocuğu istemez. çocuk anneannesinde büyür
sevgilim bana anlattığında kadına sinirliydi.
hadi evlendin çocuk neden yapıyorsun , o çocuğu neden babasız büyütüyorsun diye söylüyordu.
ben bu bölümde biraz romantik yada kadınca düşündüm ve kadını savundum ama devamında çocuğunu bırakmasına bende içerledim.
romantik bakış açım şu nedenle = aşk
belki kadına en büyük armağan o çocuk olmuştur. sevdiği adamdan dünyaya bir çocuk getirmek , o çocuğa baktığında sevdiği adamı tekrar tekrar görmek ...

kadın ve erkeğin olaylara bakış açısı biraz farklı olabiliyor
hangi düşünce doğru hangisi yanlıştır bilinmez. anca başına gelen bu konuda karar verebilir uzun uzun düşünerek...
birden alevlenip o kadına kızmamak lazım. kimbilir o zamanlar ne düşündü. kendimizi onun yerine koyup düşünmek gerekir.
derin bir konu değil mi ?
dileğim böyle bir olayın başımıza gelmemesi...

bazen kaderimizi yazabiliriz belki ama kaderden kaçamayız.

annem 25 yaşında genç bir kızken görücüler gelmiş. talip olan beyin mesleği polismiş. annem beyin polis olduğunu öğrenince aynen şöyle demiş ''ben polisle evlenmem , evleneyimde genç yaşta dulmu kalayım''.
bu kelimeler annemin aklına babam öldüğünde gelmiş. içi yanmış annemin. çok büyük söylediğini düşünüp çok mutsuz olmuş.
35 yaşında dul kalmış annem.
gencecik bir kadınken
daha 9 senelik evliyken
8 yaşında bir çocukla bir başına kalmış , üstelik dağ başındaki bir evde.
annemin kaderi buymuş...
dul kalmak...

bir şeylerden istediğiniz kadar kaçın kaderinizse yine sizi bulur...

25 Ocak 2014 Cumartesi

imza - kızın

bu kitabı alırmısın bana sevgilim ?
çok merak ettiğim mektuplarla dolu bir kitap. içinde hem hüzün , hem nefret , hemde neşe varmış. bir türlü almak nasip olmadı. sevgilim aldıktan sonra okurum ve içinde sevdiğim , etkilendiğim mektupları paylaşırım sizinle...
kitaptan esinlenerek bende babama mektup yazmak istedim. şu an bu mektubu alıp okuyacakmış gibi...

babam...
babacığım...
tam 17 sene oldu seni görmeyeli. bilsen seni ne çok özledim. annemde çok özledi seni. lakin özlenen sadece sen değilsin. bize yaptığın yemekler , yumurtalı salatalar , rakı - balık sofraların , Türk sanat müziği dinleyişlerin ve bana ezberletişlerin , sevgi dolu gözlerin , hiç bitmeyen neşen , fıkraların , bir anda yaptığın komiklikler , eve eli kolu dolu gelişlerin , evdeki huzurun , bunlar ve bunlar gibi milyonlarca şeyi özlüyoruz seninle birlikte. biliyorum sende bizi özlemişsindir. cennette bir köşede oturup bizi bekliyorsundur. zamanımız dolunca hasretle kucaklaşacağız babacım...

sen burada yokken neler oldu onlardan bahsedeyim biraz.
okullarımı bitirdim. çalıştım ve aşık oldum !...
evet babacığım birisine aşık oldum. bir çocuk sevdim. hemde çok...
ama yinede sevdiğim ilk adam sensin baba merak etme birinci numarada sen varsın yani :)
aşık olduğum adamı keşke tanıyabilseydin. bence anlaşırdınız , severdiniz birbirinizi. yoksa beni kıskanırmıydın baba ?
senin gibi biri. esprili , komik , merhametli...
tıpkı senin gibi bir anda bir bakmışsın taklit yapar güldürür beni :)
kalbi altın gibi...
hiç kötülük düşünmez , aklından hiç cin fikir geçmez...
dedim ya aynı sen.
hatta geçen gün küçük emine yengem aradı annemi. çok beğenmişler damadı. çok canayakın ve sıcak bulmuşlar. esprili ve komik olduğunu söyleyip aynı sana benzetmişler.

zaten kızlar babalarına benzeyen adamlara aşık olurlarmış ya gerçekten doğruymuş !...

anlayacağın başta benim neşe kaynağımdı şimdi annemle tanışınca da evimizin yeni neşesi oldu. esprileriyle gülüyoruz :)
sende bizi izleyip gülüyorsun dimi ?

tabii sadece aşık olmakla kalmadım. evliliğe ilk adımıda attım , sözlendim. o gün yanımda olmanı o kadar isterdim ki. belki de yanımızdaydın ama biz seni göremiyorduk. kızının o heyecanını gördün mü ? deli gibiydi dimi :) bende sonradan çok güldüm halime :):):)

birazda annemden söz edelim. annem hala sana aşık !...
dile kolay baba 17 sene geçti sensiz ve annem sana hep aşık kaldı !...
ilk başlarda ben varım diye hayatta durdu ama sonra senin aşkın ona yardım etti ve ayağa kalktı.

şimdilerde de bir hüzünlü ben evlenicem diye. bazen birbirimizi üzsekde severiz biz annemle birbirimizi. benden ayrılmak ona çok zor geliyor. bunu biliyorum belli etmesede anlıyorum işte. ama aynı zamanda pek bir heyecanlı. sorma gitsin kayınvalide oldu diye ağzı kulaklarında bizimkinin :)

sen merak etme babacığım annemi ben onun yanındayım ve arkasındayım. benide merak etme annemde benim yanımda ve arkamda.
bazen anarız seni ağlarız
bazen anarız seni güleriz
duygular anılara göre değişiyor.
değişmeyen tek şey ise özlem...
sevinçlerimizin bile kanadı kırık kalıyor bazen...

kanadımız kırıkta olsa yaşıyoruz başımız dimdik bu hayatta
içimizde özlemde olsa ayaklarımız sapasağlam yere basıyor
bazen yarım kalsakta yaşıyoruz sevinçlerimizi , hüzünlerimizi
mademki hayattayız hakkını veriyoruz babacım.
hatta senin yerinede yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz
seninle kavuşana dek...

bizi sevgiyle özlemle hasretle bekle...
imza = kızın

4 Haziran 2013 Salı

babamsız...

babamı özlediğimi yazmıştım.
birde babasız büyümenin ne demek olduğunla ilgili bir şeyler yazmak istedim. gerçi buraya yaz yaz bitmez bu zorluklar...
birde çektiğin acıyla birlikte iyice zor oluyor babasız büyümek...
eylül ayıydı. 8 yaşındaydım babamı kaybettiğimde. o sene 4.cü sınıfa başlayacaktım. annemle birlikte bana okul eşyaları almaya anneannemlere gitmiştik. döneceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyordum. babama yeni eşyalarımı gösterecektim. yeni silgilerimi , kalemtıraşlarımı , sırt çantamı , önlüğümü...
birde babamla birlikte oynamak için basket potası ve basket topu almıştık okul eşyalarının dışında. annem ''bununla babanla akşama kadar bahçemizde oynarsınız bende sizin hakeminiz olurum arada bende eşlik ederim oynarım sizinle'' demişti. nasıl sevinmiştim babam kesin çok sevinecekti ve hemen kurup oynamaya başlayacaktık. bu heyecanla bindim otobüse. köyüme varmak bilmiyordu sanki otobüs heyecandan yerimde duramıyordum. sonunda köyüme gelmiştim işte. babam bekleyecekti bizi ama sağa sola bakındık yoktu ortalıkta. ''herhalde uyuya kaldı kızım'' dedi annem ve başladık eve doğru hızlı hızlı yürümeye. eve girdim babam benim odamda benim yatağımda yatıyordu. babamın üstüne atladım '' babacım uyan bak ne aldık '' diyerek. babam hala uyuyordu. annem hemen yemeğe girişti o anda birde beni ikaz etti '' kızım rahatsız etme babanı bırak uyusun '' .
''ama anne uyansın yaa oyun oynıcaz hep beraber yeni aldığım eşyaları göstericem'' dedim.
annem ''iyi hadi uyandır o zaman'' dedi. bu sırada babamın vücudunun soğuk olduğunu hissettim. ağzımdan çıkan şu kelimeyi hatırlıyorum ''anne babam soğuk !!! ''
annem o sırada tencereyi fırlattı ve babama koştu. o anda ben bir şey anlamıyordum ne oluyor ne bitiyor bilmiyordum. annem suni teneffüs yapmış sonradan öğrendim. ve son hatırladığım şey annemin bana sarılıp ağlamasıydı...

ilk 2 seneye ait pek fazla bir şey hatırlamıyorum. arada fotoğraf gibi geliyor gözümün önüne birde etrafın anlattıklarını anımsıyorum bazen.

hiç unutmadığım bir travmam var ama 4. sınıfa başladım başka bir öğretmen verdiler bizim sınıfa. şimdi anımsadığım kadarıyla gıcığın tekiydi. hani herkes tanışma babında adını soyadını ailesini anlattırıyordu ya çok kötü olmuştum sıra bana gelmesin diye dua ediyordum. neyseki sıra bana gelmeden teneffüs zili çaldı ve dışarı çıktık ben öğretmenimizin yanına gittim bir arkadaşımla ağlaya ağlaya bana sıra geldiğinde sadece adımı sorsun babamı sormasın diye. adam güldü... nasıl sinirlenmiştim. babamı kaybedeli daha 2 hafta olmuştu üstelik. sınıfa tekrar döndüğümüzde inadına beni kaldırıp herşeyi sordu başkalarına sormadığı ayrıntıları bile...

köyümüzde tepe bir yerde otururduk. o zamanlar orada elektrik bir kesildiğinde 3-4 gün gelmediğini hatırlarım. Allah' tan annem sağlam korkusuz bir insan yoksa orada ne yapardık yalnız başımıza bilmiyorum. elektrik olmadığı için annem ben korkmayım diye ''nesi var'' oynatırdı her gece. sonra benim yanımda yatar ben rahat uyuyabileyim diye.kışın geceleri çakallar inerdi aç kaldıkları için sonradan öğrendiğim bir ayrıntı annem geceleri uyumazmış korkudan ama bana belli etmezmiş. ben uykumdan her fırladığımda annem yanımda olurdu hep korkma kızım birşey yok derdi. yalnız başına neler çekmiş benim annecim.

evde yapılacak bir erkek işi olurdu o tanıdığa söyle buna söyleki ustalarla görüşsün. takan olmazdı pek 3-4 ay sonra olurdu o iş ısrarlarla. şimdi olsa muhtaçmı olunurdu o kimselere ikimizde hallederdik. o zamanın eksi yönleri kadın başına o işlere girişme denirdi hele hele dul bir bayansan...

bir düğüne giderdik. masada herkes eşinle kalkar dans ederdi. annem ise otururdu öylece bir köşede yanında benle...
içi acırmış...

babam öldükten sonra ölüm korkusu sardı bizi. uzun bir süre atamadık bunu üstümüzden. ben uykumdan uyanıp annemin burnuna elini götürürdüm nefes alıyormu diye. annemde aynı şeyi yapıyormuş kalkıp kalkıp bana bakıyormuş nefesim nasıl diye...

namusuna herkesden daha fazla sahip çıkmaktır çünkü senin arkanda BABAN yoktur !!!

''babam ve oğlum'' filmini izlerken hıçkıra hıçkıra ağlamaktır. herkes tamam sonunda ağladım ama şurasını gördün mü koptum gülmekten dediğinde afal afal bakmaktır çünkü sen gülüncek bir yer görememişsindir ağlamaktan...

en mutlu anında yaşlı bir teyze gelip babanda olsaydı dediğinde bütün sevincinin gursağında kalmasıdır...

yaşlıların senin suratına acıyla baktığında içinden ben iyiyim deyip dahada sağlam bakmaktır hayata...

onu anlatan şarkıları dinleyememektir...

bazen ilişkileride zedeler hele ilk başlarında çünkü önünde erkekleri anlayabileceğin bir rol model yoktur. karşı tarafın anlayışlı olması gerekir...

küçükken basket oynayamadığın için büyüsende basketbolu sevememendir...

olan ölene oluyor denildiğinde sinirlenmektir. içinden ölen bir kere ama kalan yarım kalıyor demektir...

için acısa bile gizlemeyi erken yaşta öğrenmişsindir. hayatla erken tanışmışsındır. her daim güçlü olmayı öğrenmişsindir...

birde babanın sana karşı gülümseyişini asla unutmamışsındır...

seni ne kadar çok sevdiğini bilmektir...

20 Mayıs 2013 Pazartesi

(((:kelebek:)))

hayvan kelimesini bile yakıştıramadığım bir varlık.
narin, güzel... kız gibi...
hele morpho yok mu bayılırım... canlı görmek çok isterdim.
amerika ya bir gün gidersem mutlaka görücem...



sizcede çok güzel değil mi?
madem mavi morpho göremiyorum en azından morpho uçurtmam olsun istedim :)
çocukluk yıllarına dönmek için güzel bir fırsat :)
küçük kuzeni(varsa çocuğunu) alıcaksın yanına, ona uçurtmayı öğretirken kendin çocuklar gibi şenleniceksin...
hiç büyümeyen anne ve babalarında yaptığı bu değilmidir :) ki zaten çocuklar böyle daha çok zevk alırlar çünkü ebeveynlerininde onlar gibi mutlu olduklarını görürler:)
ben bu konuda çok şanslı bir çocuktum.
deliler gibi eğlenen hiç kimseden çekinmeyen bir babam vardı:) annem babama nazaran biraz daha sakin bir yapıya sahiptir ama babamın yanında bir başka kadın oluyordu. mutlu bir aile:)
üçümüzde çocuktuk eğlendiğimiz zamanlarda...:)))
ben küçükken uçurtma festivalleri yapılırdı yılda 2kez sonbahar ve ilkbaharda. bütün arkadaşlarım günler öncesinden hazırlanırdık. hem en güzel uçurtma bizde olsun diye hemde 1.olmak için. ara ara çıkar uçurmaya çalışırdık. dedem ve babam çıtalar alıp uçurtmamı hazırlarlardı.bitirdiklerinde bana gösterirlerdi ve ben delicesine çığlıklar atar hemen sarılırdım onlara. yarışma günü gelince bütün aile hazırlanıp giderdik yarışma alanına. babam ipi tutan tarafta ben koşan tarafta:) hiç birinci olamazdım ama çook fazla eğlenirdim.
şimdi ne zaman göklerde bir uçurtma görsem çok özenirim hala...
bazı çocuklar hala şanslı :) ama kimileri uçurtma ne bilmiyorlar bile uçurtmayı geçtim şeytan uçurtması dediğimiz (naylon poşetten yapılan) uçurtmayı bile bilmiyorlar ne yazıkki...

mavi morpholu herhangi birşeye gözünüz çarparsa bana haber verin derim:)
veeee
mavi morpholu uçurtmayı umarım bulabilirim :)))

bunlarada bakın :)

link