aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2014 Perşembe

evim sensin

eksiklikleri olmasına rağmen güzel bir filmdi.
özcan denizin müzik eşliğide vücudunu sergilemesine hiç gerek yoktu bence filmde. oyunculuğunuda pek beğenmedim maalesef :( oysaki fenomen dizi asmalı konakta bayılırdım...
fahriye evcenin karakterinide pek kıkırdak buldum ayyy yada belki ben kötü günümde izledim baksana hiç kimseyi beğenmemişim.
konu beni unutma filmine benziyordu belkide birçok kez onunla karşılaştırdım ve o yüzde eksik geldi.
filmde zorlu bir aşk sürecinden geçen çiftimiz evlenirler ve mutlu olurlar. sonunda kızımızın hastalığa yakalanmasıyla işler karışır. itiraf ediyorum filmin bu kısmında acayip ağladım :(
tabii kız hastalık sonucu ölür ve mezarını daha önceden ev yapmak için baktıkları yere yapılır. bu bölümde ise hem görüntülerden hemde fonda gelen müthiş türküyle yıkıldım ağlamaktan :(:(:(
aaa bir sahne daha vardı beni etkileyen bunu söylemeden geçmeyeyim. filmin daha başında kızımız başkasıyladır ama onun evli olduğunu öğrenir hemen ayrılır bu pis adamdan ama evine gidip karısından özür diler...


diyorumya bazı eksikliklere rağmen film yinede güzeldi...
sırf türkü için bile izlerim...
eski bir karadeniz türküsü...
fahriye evcen da hakkını vermiş doğrusu.

sen yarim idun
dinle dinle ağla
izle izle ağla
iyi ağlamalar
izleyen ve tekrar izlemek isteyenlere...

7 Nisan 2014 Pazartesi

bi küçük eylül meselesi... kanatlarım var ruhumda...


kışın ortasında sıcacık bir film...
eylül karakterini başta pek sevmedim. aşka inanmayan , onu seven insanla biraz dalga geçen , hayatı sadece eğlenmekten ibarek olarak algılayan birisi.
tek ise kendi dünyasının içine çıkmaktan korkan , karikatür çizerek yaşamını sürdüren , yalnızlığı seven , hayalleri olan , kendi dünyası bümbüyük olan birisi. çok içten , iyi ve saf bir karakter ayrıca.
tek ile ortak özelliğim çok sayıda mevcut...



filmin çekimi , oynayanlar , kullanılan eşyalar bile bir özenle seçilmiş. çok güzel bir film olmuş. direk bozcaadaya gidesim geldi :)
ilk başta aşka inanmadı eylül sonra aşka teslim oldu sonrada bu aşktan korktu ve gitti. sonra içgüdüsel olarak tanıştıkları yere geri döndü ve filmin sonu geldi :(


filmin şarkısı ise mükemmel...
şarkı o kadar güzel bir şekilde seni filme hazırlıyor ki...
nil karaibrahimgil sen ne muhteşem bir kadınsın ...

sevdiğim ile beni derinden etkiledi. sonunda ikimizde birbirimize sarılarak ağladık. film insana sevdiğinin kıymetini yanındayken bilmeni söylüyor. eğer yeni sevgiliyseniz bu film bence pek size göre değil. ilişkiniz uzun süreliyse kesinlikle tavsiye ediyorum. hatta özellikle çift olarak izlemelisiniz.
sevgilim bu filmi birlikte izledikten sonra bana o kadar güzel şeyler söylediki :)
ayrıca bana daha nazik , daha kibar , daha sevgisini belli eder bir hale geldi. her fırsatta sevdiğini söyledi . film resmen aşkımızı tazeledi ! birbirimize dahada yakınlaştırdı.



filmin sonunda ağlayarak birbirimize sarıldık ya o sırada bana bir soru sordu ve beni gözyaşlarına boğdu. sevgilim beni tanıyo artık tamamen...
tek eylülü seviyor...
eylül teki seviyor...

3 Nisan 2014 Perşembe

kader...

sevgilim bana birgün bir anı anlattı.
kadınla adam birbirlerine aşık olurlar. adam ben hastayım 3-4 yıllık ömrüm kaldı demesine rağmen evlenirler. evliliğin meyvesi olan birde çocukları olur. bir kaç yıl sonra adam vefat eder. bir süre geçtikten sonra kadın başkasıyla evlenir ama evlendiği adam çocuğu istemez. çocuk anneannesinde büyür
sevgilim bana anlattığında kadına sinirliydi.
hadi evlendin çocuk neden yapıyorsun , o çocuğu neden babasız büyütüyorsun diye söylüyordu.
ben bu bölümde biraz romantik yada kadınca düşündüm ve kadını savundum ama devamında çocuğunu bırakmasına bende içerledim.
romantik bakış açım şu nedenle = aşk
belki kadına en büyük armağan o çocuk olmuştur. sevdiği adamdan dünyaya bir çocuk getirmek , o çocuğa baktığında sevdiği adamı tekrar tekrar görmek ...

kadın ve erkeğin olaylara bakış açısı biraz farklı olabiliyor
hangi düşünce doğru hangisi yanlıştır bilinmez. anca başına gelen bu konuda karar verebilir uzun uzun düşünerek...
birden alevlenip o kadına kızmamak lazım. kimbilir o zamanlar ne düşündü. kendimizi onun yerine koyup düşünmek gerekir.
derin bir konu değil mi ?
dileğim böyle bir olayın başımıza gelmemesi...

bazen kaderimizi yazabiliriz belki ama kaderden kaçamayız.

annem 25 yaşında genç bir kızken görücüler gelmiş. talip olan beyin mesleği polismiş. annem beyin polis olduğunu öğrenince aynen şöyle demiş ''ben polisle evlenmem , evleneyimde genç yaşta dulmu kalayım''.
bu kelimeler annemin aklına babam öldüğünde gelmiş. içi yanmış annemin. çok büyük söylediğini düşünüp çok mutsuz olmuş.
35 yaşında dul kalmış annem.
gencecik bir kadınken
daha 9 senelik evliyken
8 yaşında bir çocukla bir başına kalmış , üstelik dağ başındaki bir evde.
annemin kaderi buymuş...
dul kalmak...

bir şeylerden istediğiniz kadar kaçın kaderinizse yine sizi bulur...

1 Nisan 2014 Salı

işte bu aşktır :*:* :*


NEDİR YAHU BU AŞK ?

Aşk neymiş öğrenelim bakalım...

Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa...
bu aşk değil HOŞLANMAK’tır
-
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız..
Bu aşk değil ARZULAMAK’tır
-
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....
Bu aşk değil YALNIZLIK’tır
-
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil SADAKAT tir
-
Size sıcak, yakın davrandığı için onunlaysanız...
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİK’tir
-
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil ACIMAK’tır
-
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIK’tır
-
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALAN’dır
-
Onun iyiliği için kendinizden çok Şey feda edebiliyorsanız...
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİK’tir
-
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa...
İşte bu AŞK’tır
-
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞK’tır
-
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞK’tır
-
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız..
İşte bu AŞK’tır



29 Mart 2014 Cumartesi

kulağımın içi kaşınıyor...

kulağımın içi kaşınıyor...
felaket.
önce azar azar baslıyor kaşıntı , geceleri.
sonra artıyor.
kaşımak da bir zor ki kulağın içii.
bir türlü geçmiyor.
ne yapsam acaba diyorum.
günler geçtikçe daha da artıyor.
doktora gitmeye karar veriyorum.
arkadaşlarıma soruyorum tanıfığınız iyi bir kulak burun boğazcı varmı diye.
ne olduki diye soruyor arkadaşlarım.
kulağım kaşınıyor diyorum.
uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından.
bir doktorun adını söylüyor bir tanesi.
çok iyi doktordur diyor.
kimsenin çözemediğini çözer , iyileştiremediğini iyileştirir.
gidiyorum doktora.
gözlüklü şirin bir amca.
elinde bir büyüteç , kulağıma bakıyor.
şaşırıyorum önce.
içinde kaşıntı var diyorum.
öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki ?
yok diyor.
ben çoktan ne olduğunu anladımda , şimdi daha iyi görmek için bakıyorum.
nedir diyorum doktora.
eski sözler kaçmış kulağınıza diyor.
nasıl yani diyorum.
kimin sözleri ?
bakacağız diyor.
sonra bir alet çantasından kocaman , ucu ince , cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.
yan durun kıpırdamayın diyor bana.
biraz irkiliyorum.
eski sözler diyorum ha.
cımbızın ucu kulağıma giriyor.
canımı acıtmadı nedense.
bir erkek sesi bu diyor.
sanki bir uğultu duyuyorum.
cımbızı çıkarıyor kulağımdan.
yalan kaçmış kulağınıza diyor doktor.
yalana bakıyorum.
küçücük bir yay gibi gözüküyor.
vay be günlerdir kulağımı kaşındıran bumuymuş.
hangi yalan peki ?  diyorum.
durun bekleyin diyor doktor.
dikkatli olmamız lazım , tekrar kulağınıza kaçabilir.
önce şu deney tüpünün içine koyalım.
sonra serbest bırakırız diyor doktor.
yalanı tüpün içine koyuyor.
kapağııda kapatıyor tüpün.
serbest kalıyor yalan.
seni seviyorum
diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
yalanmış ha diyorum.
kulağım bile anlamış , kalbim hala anlamıyor ...
iclal aydın !
severim ben bu kadını.
aşk kadınıdır !
yazdıklarıda ayrı bir güzeldir...

yalan insanı en çok inciten şey değilmidir ?
buradada anlatıldığı gibi bazen içten içe yalan olduğunu anlasan bile kalbin anlamıyor.
anlamak istemiyor...

25 Ocak 2014 Cumartesi

aşk = yuva

hep hayatımda sadece 1 (bir) kez aşık olucam diyordum. Allah'ın izniyle öylede oldu. evlilik yolunda birlikte yürüdüğüm adama aşığım. evlendikten sonrada daha çok aşık olacağım. çünkü o bana yuvamı vericek. aşk yuva da demektir bana göre.
hani bayıla bayıla izlediğimiz aşk filmleri varya ; ilk önce aşık olurlar sonra bir nedenden dolayı ayrılırlar , başkalarıyla birlikte olurlar ama hala akılları ve kalpleri o ilk aşık olduğu insanlardadır. bunları hepimiz sevgi dolu gözlerle izledik. ama hiç aklımıza şimdi beraber olduklarının neler hissettikleri geldimi ? gelmedi. öyle bir yansıttılar ki filmlerde , onlardan hemen ayrılsın ve aşık olduklarıyla mutlu olsunlar diye düşünürdük hep.
şimdi aklıma kolera günlerinde aşk adlı film geldi. nasılda severek beğenerek izlemiştim bu filmi. adam gençken bir kıza aşık olur lakin kader onları ayırır. kız başkasıyla evlenir. bu sürede hala ikisi birbirlerine aşıktırlar. adam kadını unutmak için günlük ilişkiler yaşar ama bazı kadınlarında canını yakar. yıllar geçer yaşlanırlar. kadının kocası ölür ve adam kadının yanına giderek aşkını tekrar itiraf eder ve mutlu son...
oysa şimdi bu filme baktığımda saplantılı bir ruh görüyorum. bir insan böyle birisine saplanıp kalırsa sizce karşısına çıkacak olan doğru kişiyi bulabilir mi ?
titanic filminide ele alalım. izlenecek en güzel aşk filmleri arasındadır dimi. bu filmdede aynı saplantı mevcut. hayatının aşkıyla karşılaşmış olan kızımız çok romantik ve çok güzel 1-2 gün geçirir. derken talihsizce gemi batar kızımız kurtulur , aşık olduğu çocuk ise ölür. kızımız hayatına devam edip başka bir adamla evlenir. çocukları , torunları olur. filmin sonuna doğru sanırım torunundan dinliyorduk ''bir kadını kalbi okyanus gibidir çok sırlar saklıdır'' deniyordu. yani ölene dek sadece o aşık olduğu çocuğu (Jack) sevmiş. tam sonuna geldiğimizde ise kızımızda ölür ve aşık olduğu adamla buluşurlar gemide ve mutlu son...
neredeyse bir ömür başka bir adamla yaşamış ama yinede jack!

bu olaylar sadece filmlerde değil gerçek hayattada mevcut. bir tanıdığım vardı evliydi ama hala eski aşkına aşıktı. çocuğuna bile o aşık olduğu kadının adını koymuştu. ben bunu öğrendiğimde karısına çok acımıştım :(
sizce karısına haksızlık değil mi ?

bence bu tür olaylar aşk değil. sadece saplanıp kalma. hatta daha bile ileri gideyim kişilik bozukluğu bile olabilir. saplanıp kalmalarının nedeni ise belki beraber olamadıkları içindir. bir hayal dünyası aşkı. oysa birlikte olsalar hayallerinde yaşadıkları o aşkı onlarla yaşayamadıklarını görüp o anda bile unuturlar.

böyle şeyler yalanda değilmidir sizce ?
sevebilirsin aşık olabilirsin buna bir itirazım yok. ama eğer unutamıyorsan neden evlenip başkasında canını yakıyorsun. itirazım buna...
hayatına bir çok insan girebilir , başkalarına da aşık olabilirsin önemli olan bittiği zaman saplanıp kalmak değil yeni bir hayata başlamaktır.
unutmayın AŞK = YUVADIR
ona aşık olun.
hee birde aşkı heyecan sanıp sonradan evlenince aşk bitiyor diyenler var.
ya aşk neden bitsin !
aşk mademki yuva o yuva ayakta olduğu süre aşkta hep ayaktadır.
aşk = tüm güzel duyguların toplamı...

13 Kasım 2013 Çarşamba

romeo & juliet öldü :(

bu sabah sevgilimden gelen telefona çok üzüldüm !
sevgilime bir kavgamızdan sonra sevimlilik babında aldığım balıklarımızdan son kalan romeo da öldü :(
juliet zaten sadece 2 hafta dayanabilmişti. romeo yu yaşatmak için neler yapmadıkki. balık vitaminleri , özel yıkamalar filan...
tam iki ay özel bakımdaydı buraya kadarmış...

sevgilim bana birgün bir hayalini anlatmıştı. büyük bir akvaryum içinde balıklar , onları seyrederken huzurlu olursun , sinir stres kalmaz demişti. bu benim aklımın bir köşesinde kaldı.
vee birgün elimde poşet içinde iki adet turuncu japon balıklarla ona sürpriz yaptım !
ikimize güzel bakmasını söyledim , sevgilimde Allah için elinden gelenin fazlasını yaptı balıklarımız için.
nasıl sevindi bu sürprize :)
hemen gitti onlara güzel bir fanus aldı.
içine fanatikliğinden dolayı sarı kırmızı taşlar buldu , bu taşlarla süsledi fanusu. balıklarımızıda galatasaylı yaptı anlıyacağınız :)
lokantaya her gelen müşterinin ilgisini çekti !
fanatik galatasaraylı olduğunu bilenler ''balıklarınıdamı cimbomlu yaptın'' dediler , çocuklar ''aaa balık ne güzel'' diye sevdiler. balıkların adlarını soranlar birazda olsa aşkımıza tanıklık ettiler :)

ne yazıkki bugün itibariyle romeo ve juliet imiz yok :(
bir saksıya gömdük onları...
sonlarıda adlarına benzedi maalesef :(
sizi sevdim romeo ve juliet
benim küçük , turuncu , adları güzel balıklarım...

9 Ekim 2013 Çarşamba

UMUT IŞIĞIM... AŞKIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ :*

 

filmi anlatmadan ve kendi yorumlarımı katmadan önce bilmenizi istediğim şey '' ben bu filmi sinemada izlememekte hata yapmışım.''
izlememe nedenime gelince american romantik filmlerinden bıkkınlığım. kadın ve erkek oyuncularımız farklı , mekanlar farklı , oyalandıkları işler farklı geri kalan tüm film tıpatıp aynı. bende kendimce protesto edip bu tür filmleri sinemada izlememe kararı aldım. bu canım filmede sırf bu ön yargımdan gitmedim.
oyuncular süper oynamışlar.
zaten ben Jennifer lawrence (açlık oyunları) beğenirim. doğal bir güzelliği var aynı zamanda yeteneğini değişik karakterleri oynayarak belli eden bir aktris. Bradley cooper a gelince diyecek laf yok. hem yakışıklılığı hem oyunculuğu almış başını gitmiş :)  Robert de niro nun oyunculuğuna bize laf etmek düşmesede muhteşem demekle yetiniyorum...
filmimiz Pat salitano'nun (Bradley) rehabilitasyon merkezinde oluşuyla başlar. rehabilitasyonda olmasının nedeni ise karısının tarih öğretmeniyle banyoda onu aldatırken yakaladığında sinirlerine hakim olamayıp adamı bir güzel patakladığı için. (bence gayet normal bende olsam aynısını yapardım. ama bunu yapmak kanunlara göre yasak :( )
Pat'in amacı buradan çıkıp kendine güzel bakıp , karısının sevdiği kitapları okuyup onu tekrar geri kazanmak. mahkeme kararınca annesi Pat'i rehabilitasyon merkezinden çıkartır ve ailesiyle yaşamaya başlar.

arada psikolağa gitmek şartıyla tabii.
Pat'in atak nöbetlerinde annesinin hali , o ağlayışı , oğlu için çabaları takdire şayandı doğrusu. beni etkileyen sahnelerdendi.

Pat'in babasınında takıntılı davranışları beni çok güldürdü. örneğin maç izlerken kumandaların tek yöne dönmesi , oğlununda onunla oturup maç izlemesi sırf uğur getiriyor diye :)
Tiffany'nin (Jennifer) kocası 3 sene önce vefat etmiştir ondada bazı duygusal bakımdan bozukluklar vardır. oda iyileştirici gücü yani umut ışığını dansta bulur.
ikilimiz karşılaşırlar , zorunlu beraber yürüyüşlere çıkarlar. kızın dolambaçlı oyunu sayesinde Pat birlikte dans etmeyi kabul eder. dans yarışmasına katılacaklardır.


birlikte dans çalışmaya başlarlar ve tabiiki yakınlaşmayada :)



Tiffany aşık olmuştur Pat'e ve onu (eski)karısından kıskanmaktadır. yarışma günü gelir çatar Tiffany Pat'in (eski) karısınında orada olduğunu görünce mahvolur. çünkü Pat'in ona döneceğini düşünür.
gösterilerini sergilerler eğlenceli bir biçimde :)




danslarını sergiledikten sonra Pat (eski)karısının yanına gider ve birşeyler söyler. Tiffany bunu görünce yıkılır ve oradan ayrılır. Pat söyleyeceklerini tamamladıktan sonra Tiffany i aramaya başlar. Pat'in babası (Robert de niro) şöyle der : ''oğlum eski karın seni zamanında sevmişmidir bilemem ama bu kız seni seviyor.''
 

Pat hemen Tiffany'nin arkasından gider .
sokakta birbirlerine sevgilerini söyleyip öpüşürler...
 


veeee....
happy end :)

12 Haziran 2013 Çarşamba

aşk :*

aşksız evlilik olur mu?
bence olmaz!
evlilik 2 kişinin uçsuz bucaksız birlikte yolculuğa çıkmasıdır. mutlaka inişleri ve çıkışları olucaktır . önemli olan iniş dönemlerinde ''aşkla'' birbirlerine tutunup çıkışa doğru yönelmeleridir. eğer aşk yoksa bu iniş dönemlerinde ilişki kopar ayrılık olur. aşk olursa , tutku olursa , sevgi ve saygı da eklenirse bir ilişkiye ölümsüz bir ''aşk'' doğar !!!


ben iki türlü aşk olduğuna inanırım.

*birincisi :
geçici aşk
yanılgıdır.
görürsün ve aşık olursun hemen . hiç birşeyi sorgulamadan saf aşık olursun. o anda bir ayrılık olursa senelerce kopamazsın. sanırsın ondan başka kimseye böylesine delicesine aşık olamazsın. ama bu bir yanılgıdır bunu anlamak lazım.
ben güzel bir kitap okumuştum tamda bu konuyla ilgili aynalar koridorunda aşk. bir kız vardı delicesine sevdalı zannediyor kendisini. hiç kimseye fırsat vermiyor , kalbini açmıyor. sonra psikologa gitmeye karar veriyor ve içinde bulunduğu durumun aşk değil , sevgi değil bir takıntı olduğunu anlıyor ve şu güzel cümleyi kuruyor
''benimkisi aynalar koridorunda bir aşkmış. kendim ve yansımamı birbirine karıştırdığım ve yansımalarıma bağımlı olduğum bir aşk.''
bunu algıladıktan sonra gerçek aşkı buluyor!!!

*ikincisi :
gerçek aşk.
tamamlayıcı.
görürsün ve 'hoşlanırsın' . önce 'arkadaş' kıvamında başlar herşey. 'anlaşırsın' . anlaşamadığın yerler dahi olsa iki tarafta birbirine 'saygı' duyar. sonra en güzel zamanlarda 'aşk' doğar içine . zaman geçer 'alışırsın' . bir bakmışsın onu çok 'seviyorsundur' . 'sevgi' olur. sonra bir bakarsın onsuz yapamazsın!
'' gerçek aşk ''
işte  budur!!!
ve böyle kişiyle ancak evlenirsin :*

27 Mayıs 2013 Pazartesi

birazcık kıskanç olmanın zararı yok :)

evet kıskancım!!!
bazen hem cinslerimi boğasım geliyor doğru :)
hem canım seven insan kıskanır yani...
her gülün bir dikeni
her güzelin bir kusuru varmış.
napıyım bu da benim kötü huyum işte...

bazen içim içimi kemiriyor , pek belli etmesemde bu böyle
yanlış birşey olduğunuda biliyorum.
böyle yapınca güvensizlik örneği sergiliyorsun
sevgiline güvenmiyormuşsun gibi geliyor karşı tarafa
ama işin aslı öyle değil
inanınki !
sadece kıskanıyorum
SEVDİĞİM için :)


24 Mayıs 2013 Cuma

*** bal böceğim ***

yıllar önce benim için sadece bir Barış Manço şarkısıydı.
'ama benim adım bal böceği
 bekleyemem ben bu geceyi
 gelipte koynuna girerim
 ama sonrada batırırım iğneyi. '
seneler önce annemle bu şarkıyı dinlerken (ki bu benim Barış abinin en sevdiğim şarkılarından birtanesidir) anneme dönüp ''anne benim ilerde sevgilim olursa bana bal böceğim desin'' dedim.
tabii ben o zaman çocuğum annem şaşırdı ben böyle diyince bana ''tatlım zamanı gelince olur'' demişti.
zamanı geldi ve ben büyüdüm.
hayatımda birisi var artık.
sevdiceğim...
ilk aydı tanışmamızın bana
''BAL BÖCEĞİM'' dedi.
o anda sanki nutkum tutuldu ve bu diyaloğu hatırladım hemen.
sevgilime anlattım.
gülümsedi
sevindi...
o gün bu gündür ben onun BAL BÖCEĞİYİM...

bunlarada bakın :)

link