19 Kasım 2013 Salı

padişah ve haseki sultan :)

ben eskiye düşkün bir insanımdır.
severim yaa...
ama öyle antika meraklısı değilimdir. hatta antikayı pek sevmem , sonuçta onlar bir zamanlar başkalarına aitti soğuk gelir bana. tabii bunda  cnbc e de oynayan ghost whisperer'ında etkisi var. ne tırsıyordum valla o diziyi izlerken !
çatalcada her sene erguvan festivalleri yapılır.
bu senede çok eğlenceli geçti.
sevgilim yemek işinde olduğu için sadece 2 gün saat 22:00 da çıkabildi. diğer günler saat 01:00'e kadar çalıştı , doğal olarak bende festivallere kah arkadaşımla kah annemle çıktım. Bengü'nün çıktığı gün sevgilimle gitmek istiyordum. neyseki Allah bize acıdı işleri erken bitti . aşkım koşturarak yanıma geldi derken konser başladı. bizi bir görsen liseli gençler gibiyiz. hoplayıp , zıplıyoruz , bir ara etraftakiler unutup hızlı şarkılarda dans bile ettik :)
anlayacağınız çok eğlendim :)
konser bittikten sonra doğru yemek yemeye eee o kadar enerji sarf etmişiz. hakkımız tabii :)
köfte ekmek ooo misss ...
hazır beraberiz festival alanını gezelim dedik. direk gözüme çarpan birşey buldum tabii , eskiye düşkünüz ya :) padişah ve cariye kıyafetleri giyip fotoğraf çektiriyorsun. bir nevi '' giyçek '' bozması bir yer. sevgilim pek istekli olmasada beni kırmadı. başladık giyinmeye... aman ya ben bu süreçte bir sinir oldum ki sormayın. L beden bile dar geldi bana... o ha yani... kalıpları küçükmüş salakların...
sevgilimin yanında rezil ettiler beni :(
bende bir inat !
hayır illa o L beden mor kıyafetin içine olucam...
tabiiki olmadı...
olmadı ama yan poz verince resimde kıyafete sığamadığım görünmedi :)
çekim süreci çok zevkliydi , birbirinden eğlenceli pozlar verdik :)
benim elimde ud , tef vs...
sevgilimde kılıç , nargile vs...
öteki resimlerde gözüm kalmasına rağmen , içinden bir pozu beğenip aldık.
kim gördüyse bizim bu fotoğrafımızı çok güldüler :)
gülerek hatırlayacağımız bir hatıra oldu bizede...
kıyafetlerimiz bu kadar güzel olmasada  idare ederdi...
bir daha ki fotoğraf ''giyçek'' te çektirmek dileğiyle ...

16 Kasım 2013 Cumartesi

düşlerimiz , düşlediğimiz şey bir melek ikimiz için gönderilen...

küçükken annemi bir sözümle çok kırmışım !
ben köyde büyüdüm ve köylerde bilirsiniz 20 yaşından sonra evlenenler için evde kalmış diyorlardı o zamanlar. herkes 18 de evlenip 19'unda ilk çocuklarını kucaklarına alırlarmış. benim annem 26 yaşında evlenmiş 27 yaşında ben dünyaya gelmişim. anaokuluna başladığımda bir gün anneme ''anne sen diğer annelerden çok yaşlısın'' demişim. annem çok üzülmüş. canım annem benim ***
geçenlerde bu konu aklıma geldi ve anneme sordum ''o zamanlar ahmı ettin bana'' çünkü hemen hemen eğer sevgilimle istediklerimiz zamanında olursa (Allah izin verirse) bende annem yaşlarında evlenip çoluk çocuğa karışıcam.
genç anne olmak çok isterdim...
ama o fırsat elimden uçup gitti.
gençlikten kastım 21-24 yaş arası yoksa hala gencim canım :) alt tarafı 26 yaşındayım daha. bir doktor söylemişti ideal doğum yaşı 21-24 diye belkide ondan etkilenmişimdir. neyse geç olsun güç olmasın dimi .
inşallah o güzel duygu bana da nasip olur biranönce :)
sevgilimle hayalini kurunca bile bir hoş oluyor :)
bazen geceleri o sırtını dönüyor çocuğa bakmıyor uykusuz olduğu için , bazen beni uyandırmaya kıyamıyor o uyutmaya çalışıyor...
ikimiz açıyoruz bezini altını kirletiği zaman...
kimi zaman bebek bana çekiyor sadece uyku problemi var ama çok uysal...
kimi zamanda sevgilime çekiyor huysuz... huzursuz...
bebeğimizi ben götürüyorum müzelere , sergilere...
sevdiğim ise götürüyor maçlara fanatik galatasaraylı yetiştirecek ya...

bazen erkek oluyor bebek  , bazen kız...
ama çoğu zaman düşlediğimiz şey ikizimiz oluyor...
düşlerimiz , düşlediğimiz şey bir melek ikimiz için gönderilen...
hadi bakalım... herşeyin hayırlısı...

ilk defa bir çekilişe katıldım

bir çekilişe katıldım bakalım kazanabilecekmiyim :)
http://nur-ela-m.blogspot.com/

kızımla ben
yeni arkadaşım emelin blogu
tavsiye ederim sizde katılın şansınızı deneyin :)

15 Kasım 2013 Cuma

o eski halimden eser yok şimdi...

acilen zayıflamam gerek !!!
bunun düğünü var , kınası var , nişanı var , sözü var , istemesi var , tanışması var...
var oğlu var...
bunlarda tombul tombul olmak istemiyorum.
ya Allah'ım ne olur yardım et bana şu gırtlağımı tutayım artık !!!

şuna kesin eminimki rejime başladığımda kesinlikle pazartesi başlamayacağım. resmen uğursuz geliyor. sporada birden yüklenmemek lazım yoksa bıkıyorsun ve bir daha yapmıyorsun. pilatese yine başlıyım hem bu sefer saatleride güzel ayarlarım çünkü kış döneminde eczane 18:00 kapanıyor. hemen eve gidip bir çorba içsem veya bir salata yesem 18:30 da başlasam platese saat 20:30 da sporumda bitmiş olur. böylece eğer sevgilimle cafeye gideceksek hazırlanma zamanımda kalır :)

evet evet kesin yarın başlıyorum !
şans dileyin bana !
annemede söyleyim bari bir dua okusun. kabul olur inşallah !
geçen gün sevgilime lise 1 veya 2 tam hatırlayamıyorum resmimi gösterdim. uzun bir müddet resimden gözünü alamadı sonrada ''hayatım bu ne ya çok güzelsin , böyle bir güzelliği görsem kesinlikle unutmazdım , hemen asılırdım sana sen istemesende naz yapsanda bırakmazdım peşini'' diye söyledi. bu çok hoşuma gitti ama bir o kadarda üzüldüm. çünkü artık öyle görünmüyorum vücudum baya değişti o resimden şimdiki haline en az 15 kilo fark vardır ( bu fark 14 kilo vermiş halimle yani toplamda 30 kilo ). tabii ben ''neden öyle diyorsun deyince'' o da ''hayatım ama çok güzelsin orada gerçi senin kalbinin güzelliği yeter ben seni böyle sevdim ve sevicem sevgilim'' diye işi tatlıya bağladı ama yinede zayıflamak , eski haline dönmek için çıldıran bana biraz dokundu.
bir recep ivedik'e gönderişte bulunasım geldi.
''ben dış görüntüyede biraz önem veririm kadında, haa ruh güzelliğim iyi diyorsan onu bilemem , ama gelgelelim ruhlar alemindede yaşamıyoruz''
dimi efendim görüntümüz de süper olsun :)

şu kiloları sırf sevgilim öyle dedi diye değil , kendimi öyle görmek istediğim için çok istiyorum. kendime bu halimle hiç birşey yakıştıramıyorum illa bir yerimden löp löp yağ fışkırıyor :(
destekleriniz ve dualarınız benimle olsun...

14 Kasım 2013 Perşembe

aslancık yüzünden çookk ağladım...

bir küçücük aslancık varmış
bir küçücük aslancık varmış
çöllerde hop hop hoplar oynarmış
çöllerde hop hop hoplar oynarmış
babası onu çok severmiş
babası onu çok severmiş
sen benim ca ca canımsın dermiş
sen benim ca ca canımsın dermiş
aslan baba harpte vurulmuş
aslan baba harpte vurulmuş
küçükte çö çö çölden kovulmuş
küçükte çö çö çölden kovulmuş
hikayenin sonu pek hoşmuş
hikayenin sonu pek hoşmuş
söylemem sö sö söylemem hoşmuş
söylemem sö sö söylemem hoşmuş
annemin bana söylediği , küçücük yüreğimle dayanamayıp ağladığım , benim ağlamama kıyamayıp anneminde ağladığı çocuk şarkısı. aslında ağlamama rağmen çocukken sevdiğim annemden ısrarla istediğim bir şarkıydı bu.
ama böyle çocuk şarkısımı olur...
çocukları bunalıma sürükleyen bir şarkı bence.
başlangıcı güzel çöllerde hop hop oynayan bir yavru aslancık var ve babası onu çok seviyor. aslında burada bile bir acı var. çünkü aslancığımızın annesi yok !
sonra babası birden harbe gidiyor ve ölüyor. bu yetmezmiş gibi birde aslancığı çölden kovuyorlar.
ben şarkının bu bölümünde sesimle hıçkıra hıçkıra ağlardım...
sonu ise çok anlamsız
hikayenin sonu çok hoş ama söylenmiyor...
gelde meraktan çatlama şimdi sonu ne oldu acaba diye.
bunalım...
bu çocuk şarkısının çocuklara verdiği alt mesaj bu hayatta her şey olur ama hikayeler güzel biter mi acaba ?

13 Kasım 2013 Çarşamba

romeo & juliet öldü :(

bu sabah sevgilimden gelen telefona çok üzüldüm !
sevgilime bir kavgamızdan sonra sevimlilik babında aldığım balıklarımızdan son kalan romeo da öldü :(
juliet zaten sadece 2 hafta dayanabilmişti. romeo yu yaşatmak için neler yapmadıkki. balık vitaminleri , özel yıkamalar filan...
tam iki ay özel bakımdaydı buraya kadarmış...

sevgilim bana birgün bir hayalini anlatmıştı. büyük bir akvaryum içinde balıklar , onları seyrederken huzurlu olursun , sinir stres kalmaz demişti. bu benim aklımın bir köşesinde kaldı.
vee birgün elimde poşet içinde iki adet turuncu japon balıklarla ona sürpriz yaptım !
ikimize güzel bakmasını söyledim , sevgilimde Allah için elinden gelenin fazlasını yaptı balıklarımız için.
nasıl sevindi bu sürprize :)
hemen gitti onlara güzel bir fanus aldı.
içine fanatikliğinden dolayı sarı kırmızı taşlar buldu , bu taşlarla süsledi fanusu. balıklarımızıda galatasaylı yaptı anlıyacağınız :)
lokantaya her gelen müşterinin ilgisini çekti !
fanatik galatasaraylı olduğunu bilenler ''balıklarınıdamı cimbomlu yaptın'' dediler , çocuklar ''aaa balık ne güzel'' diye sevdiler. balıkların adlarını soranlar birazda olsa aşkımıza tanıklık ettiler :)

ne yazıkki bugün itibariyle romeo ve juliet imiz yok :(
bir saksıya gömdük onları...
sonlarıda adlarına benzedi maalesef :(
sizi sevdim romeo ve juliet
benim küçük , turuncu , adları güzel balıklarım...

11 Kasım 2013 Pazartesi

salon bize dar gelir :)

9 kasımda sevgilimin kardeşi gibi sevdiği arkadaşının (doğal olarak benimde arkadaşım) düğünü vardı. sevgilimle çift olarak ilk defa bir düğüne katıldık. biraz heyecanlıydık haliyle.
o güne gelince...
akşama kadar hala ne giyeceğime karar veremedim. akşam üstü makyajımı yaptım sonra kırık fönümü çektirdim ve eve geldim. evde ne giyeceğime son dakika karar verip hazırlandım. sevgilim geldi aldı beni. kapıyı açtığımda karşımda fiyakalı bir damat duruyordu o an !
damat o olmasada benim damadımda nasıl olsa :*
düğünde takı faslı bittikten sonra dans müziği çaldı. sevgilim biraz utansada tüm tanıdık gözlerin arasında dans etmeye kaldırdı beni:)
açılış dansını biz yaptık :)

yerimize oturduktan sonra ''hayatım ben artık oynamam'' diyen sevgilimi düğünün ilerleyen saatlerinde pistten alamadım. hatta bir ara pist dar geldi bulunduğumuz yerde ayağa kalkıp oynadık yok yok bayaa döktürdük :)
o kadar sevimliydi ki :)
o kadar sevimliydik ki :)
sevgilimin eğlenceli olması çok hoşuma gidiyor :):):)

güzel bir düğün oldu , güldük , coştuk , eğlendik , oynadık...
eee darısı bizim başımıza artık :)

bunlarada bakın :)

link